Fazıl Say - Suya Yazılan
Kitap Tavsiyelerim

SUYA YAZILAN

Merhaba,

Bu hafta, ülkemizin değerli isimlerinden biri olan piyanist ve besteci Fazıl Say’ın yeni çıkan “Suya Yazılan” isimli kitabı ile karşınızdayım. Bu kitap; Fazıl Say’ın “Uçak Notları”, “Yalnızlık Kederi” ve “Akılla Bir Konuşmam Oldu” isimli diğer kitapları ile birlikte yazmış olduğu dördüncü kitabıdır. 50. Yaş gününde çıkardığı bu kitap, geçen haftalarda bizlerle buluştu ve bir hayranı olarak bana da bir çırpıda okumak düştü.

Anılarından oluşan bu kitabı okurken Fazıl Say ile adeta sohbet ediyor gibiydim. Kahvemi aldım ve en sevdiğim eserlerinden biri olan “İstanbul’da Bir Kış Sabahı” isimli eserini açtım. Arka fonda da Fazıl Say’ın bu şiirsel notaları çalarken başladım kendisiyle sohbet etmeye… Kimi zaman eğlenceli ve komik, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman buruk anılarında kayboldum adeta. Sadece anıları değil; geleceğe ait endişeleri, umutları, planları da var bu sohbetin içerisinde.

İnsanın en büyük savaşı, hayatı boyunca aslında kendisiyledir. Fazıl Say; kendisini hem aşmış, hem de çok iyi tanıyan, hem de kendisiyle savaşan ve bilgi anlamında da eşsiz bir derya… 224 sayfalık bu sohbette kendi iç dünyasına da yolculuk edeceksiniz. Kırgınlıklarını, haklı serzenişlerini, üzüntülerini, bir eserin doğumu sırasındaki sancılarını, heyecanını, annenin yavrusuna duyduğu şefkat gibi Fazıl Say’ın da eserlerine duyduğu şefkati, çalışkanlığını, disiplinliğini dinleyeceksiniz.

Ülkemizin kültür ve sanat alanında da çok eksiği var hiç şüphesiz. Bunlara da değindiği bu kitapta çok değerli dipnotlar, kulak ardı edilmemesi gereken öneriler, genç müzisyenlere de tavsiyelerde bulunmaktadır. Sanatçı, bana göre sadece iyi olduğu alanda mesleğini icra eden biri değildir. Topluma ışık tutan, içinde bulunduğu toplumu daha iyiye taşımak için katkıda bulunan ve sorumlu olan birer mihenk taşlarıdır. Sanatçının malzemesi zaten toplumdur, halktır.

Dolayısıyla Fazıl Say da toplumunu tanıyan, kendini sorumlu hisseden, ülkemizin gelişmesine katkıda bulunan ve değeri bilinmesi gereken bir sanatçı. “Değeri bilinmesi gereken” diyorum; çünkü birçok kişi gibi Fazıl Say’ın da ülkemizde yeteri kadar değeri bilinmiyor. Kitabı baştan aşağıya hatmedip sevmekle birlikte etkilendiğim bölümler de var. Mesela annesinin vefatı, Martin Grubinger’in sanatına adanmışlığı, Japonya’daki konser salonları, Hocası Mithat Fenmen’e ithaf ettiği Bach’ın “Fransız Süiti”, Türk bestecilerine verilemeyen önem gibi bölümlerden daha fazla etkilendim. Hele ki; aşağıdaki cümleler, adeta yüreğime yüreğime vurdu. Sizinle de paylaşmak isterim:

Haksızlıklara karşı yıllarca durdum. Ayrıca ben Türkiye’de kendimi niye aklıyorum ki? Kime karşı? Niye? Niye daha iyi olmak gibi bir derdi olmayan insanlara öneriler sunmaya çalışıyorum? Kendi kendime dertleştiğimde; bazı insanların asla dost olmayacığını, asla adil ve hakkaniyetli olmayacağını hissediyorum. Bu ülkeye özgü nicelikler ile bu biraz da böyle gelmiş böyle gider bir durum.”

Çok sadece, akıcı, herkesin anlayabileceği bir dili kitabın var. Sayfa aralarına serpiştirilen fotoğraflar da kitabı zenginleştirmiş. Bana göre okumaya değer kitaplardan… “Okunacaklar” listenize eklemenizi tavsiye ederim.

Sevgiler,

Pınar Kaya

Follow by Email