Lublin,  Polonya,  Yurtdışı Deneyimlerimiz

LUBLİN

23 Ekim 2018, Salı günü Varşova’ya yaklaşık 180 kilometre uzaklıkta ve Polonya’nın Güneydoğusun’da yer alan Lublin şehrini ziyaret ettik. Lublin, başkent Varşova’yı ve eski başkent olan Kraków’u Belarus ve Ukrayna’ya bağlayan, yaklaşık olarak 400 bin nüfuslu küçük bir şehirdir ve  Polonya’nın dokuzuncu büyük şehridir. 400 bin nüfuslu küçük bir şehir olmasına rağmen; Lublin Teknik Üniversitesi (Lublin University of Technology), Lublin Tıp Üniversitesi (Medical University of Lublin), Lublin Sosyal Bilimler Üniversitesi (University of Life Sciences in Lublin), John Paul II Katolik Üniversitesi (John Paul II Catholic University of Lublin), Maria Curie – Skłodowska Üniversitesi (Maria Curie-Skłodowska University) olmak üzere beş tane üniversite bulunmaktadır ve nüfusunun neredeyse yarısını öğrenciler oluşturmaktadır. Şu küçücük şehirde üniversite sayılarına bakar mısınız? Türkiye’de 400 bin nüfuslu hangi şehrimizde beş tane ve başarı sıralamasına girmiş üniversite var? Bu üniversiteler haricinde de tarım, mühendislik gibi akademilere sahip birçok müzik merkezleri, tiyatro ve müze de bulunmaktadır.

Eğitime önem verilmesinin yanı sıra Lublin, tüm iç piyasa için hammaddenin üçte birini sağlayan tarımsal üretim merkezidir. Bölgede 2000 tane çiftlik işletilmektedir. Şeker üzerine gıda maddeleri (meyve suları, reçeller, şuruplar, vs.), bira üretilmektedir; aynı zamanda traktörler, kamyonlar, binek otomobil parçaları, havacılık ekipmanları için üretim merkezlerinin önemli bir yeridir. Lublin, endüstrinin birçok dalı için bir gelişim yeridir.

Otomotiv ve makine sanayi ve gıda işleme dışında metal işleme, yapı malzemeleri imalatı ve deri endüstrisi bulunmaktadır. Üretimin aktif olmasından dolayı yabancı yatırımcılar için şehir, cazip bir yer olarak görülmektedir. Financial Times Group’a göre Lublin, Polonya’daki en iyi iş şehirlerinden biri olarak görülmektedir; dolayısıyla yüksek bir yaşam standardı sunmaktadır. Yüksek yaşam standardı haricinde Polonya’nın her şehrinde olduğu gibi Lublin’de de bol miktarda yeşil alan ve parklar bulunmaktadır. Gerek eğitim, gerek iş anlamında, gerekse de yeşil alanları ile fazlasıyla dikkat çekmektedir.

Osmanlı’nın Kuşattığı Şehir

Lublin’in geçmiş tarihine bakacak olursak 1672 yılında Osmanlı Devleti’nin bu şehri ele geçirdiği kayıtlarda yer almaktadır. Bu olay bizi, 1672 – 1676 yılları arasında meydana gelen Osmanlı – Lehistan (Polonya) Savaşı’na götürmektedir. 17. yüzyılın ortalarında Ukrayna adında bir devlet yoktu. Dinyeper Nehri Ukraynalılar’ı ikiye bölmüştü. Dinyeper Nehri’nin batı kıyısı Lehistan’ın (Polonya’nın) elindeydi ve o dönemde Polonya Kralı, III. Jan Sobieski’dir; nehrin doğu kıyısı ise Ruslar’ın elindeydi.

Ukraynalılar’ın Atamanı olan Petro Doroşenko, Osmanlı padişahı IV. Mehmet ile bir anlaşma yaparak Osmanlı himayesini kabul etti; çünkü amacı, bütün Ukrayna’ya hakim olmaktı. Kırım hanı I. Selim Giray, Doroşenko ile birlikte Lehistan’a saldırdılar; fakat bu saldırı başarısız oldu ve o dönemde Polonya Kralı olan III. Jan Sobieski’ye yenilerek, Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa komutasında, 80.000 Osmanlı askeri 1672 yılında Ukrayna’ya girerek Lviv kentini kuşattı ve Kamaniçe’yi ele geçirdi.  

Lehler, büyük yenilgiye uğradı. Kamaniçe Kalesi’nin düşman ülkeleri dahilinde bulunan kalelerin hepsinden daha sağlam ve meşhur olduğu tarihi kayıtlarda bahsedilmektedir. Son derece stratejik öneme sahip bu kale,  Osmanlı orduları tarafından dokuz günlük kuşatmadan sonra ele geçirilir. Yenilgiye uğrayan Lehler, 18 Ekim 1672’de Bucaş Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalırlar.

Bucaş ve İzvança Antlaşmaları

Osmanlı Devleti’nin Bucaş Antlaşması ile Polonya’dan almış olduğu Ukrayna ve Kamaniçe Kalesi ile Podolya bölgesinin Polonya Kralı III. Jan Sobieski’nin kalbinde hep bir ur olarak kaldığından bahsedilmektedir. Bu sebeple, Sobieski her fırsatta bu toprakları Türkler’den geri alabilmek için her yolu denemiştir. Osmanlı ordularıyla Hotin’de savaşarak Bucaş Antlaşması’nı (1672), 1683’de Viyana’nın yardımına koşarak öncesinde Osmanlı ile yapılan İzvança (Żurawno) Antlaşması’nı (1676) bozmuştur. Çünkü; Polonya açısından Bucaş Antlaşması’nın şartları zordur.

Ukrayna ve Kamaniçe – Podolya bölgesinin kaybedilmesinin yanı sıra Osmanlı Devleti’ne her yıl 22.000 zloty vergi vermek zorunda olması, güç bir durumdur.  1673’te büyük bir orduyla Polonya, Osmanlı orduları ile Hotin’de karşı karşıya gelir. Hüseyin Paşa’nın komutasındaki Osmanlı orduları başarısız olur ve bu mağlubiyetler Osmanlı Devleti’nin elindeki Hotin de kaybedilmiş olur. Yapılan İzvança Antlaşması ile Polonya’nın para ödemesi zorunluluğu ortadan kalkarak, Ukrayna’nın batı kıyısındaki üçte birlik alan Polonya’ya bırakılmıştır. Bu savaştan sonra Osmanlı Devleti, batıda en geniş sınırlara ulaşmıştır.

18. yüzyılın sonlarında Lublin, Polonya Krallığı’nın kraliyet şehriydi. Bu dönemde yaşayan delege ve soyluları Kraliyet Seçimleri’ne katılma hakkına sahipti. Yüzyıllar boyunca da Kraków, Varşova, Poznań ve Lwów’la birlikte bir kültür ve yüksek öğrenim merkezi olarak gelişmiştir. II. Dünya Savaşı’nda ağır tahribat almasına rağmen, her şehirde olduğu gibi Lublin’de de yer alan Eski Şehir (Old Town) korunmuştur. Polonya’nın en iyi korunmuş Ortaçağ Kenti’dir. Küçük bir şehir olduğu için Old Town’daki tarihi doku Varşova’ya göre daha çok hissedilmektedir. Her Old Town’da yer alan Kilise veya Bazilika gibi Lublin’deki St. Josaphat Kilisesi 1786 yılında, Yunan tüccarlar tarafından inşa edilmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında, Konstantinopolis’in patrikliğine bağlı olan tapınak, Rus Ortodoks Kilisesi tarafından ele geçirilmiş ve 1922 yılında Roma Katolik Kilisesi’nin mülkü olmuştur.

Lublin’den Görüntüler

Lublin’de birçok tiyatro, müze ve profesyonel bir orkestra (Lublin Filarmoni Orkestrası) bulunmaktadır. Eski binalar, sizi geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarır ve yaşanmışlığı hissettirir. Old Town, aşağıdaki fotoğralarda görüldüğü üzere arnavut kaldırımlı sokaklara ve geleneksel bir mimariye sahiptir. Lublin küçük bir şehir olduğundan dolayı dolaşmak için bir gün veya iki gün yeterli. Lublin gezimiz sırasında çektiğimiz fotoğrafları sizinle aşağıda paylaşmak isterim.

Follow by Email